Doğal Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğal Bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2015 Cuma

Ruj Seçimi için 6 Püf Noktası


Ten rengi, ruj seçiminde en önemli noktalardan biridir. Ruj almaya karar verdiğinizde teninizde hiç de güzel durmayacak seçimler yapabilirsiniz. Ruj seçerken nelere dikkat etmelisiniz? İşte cevabı:
Rujların kutuları da kendileri de gözünüze çok sevimli görünür ve alışveriş yaparken kendinizi kaybedersiniz. Ancak burada önemli olan moda olan renkler değil, ten renginiz ile uyum gösteren tonlardır.
Ruj seçimi için tüyolar…
Açık tenli
Kırmızı ve açık pembe ruj, açık tenli kadınlar için çok iyi bir seçim olacaktır. Ruhunuzda cesurluk var ise turuncu renkteki ruj da sizde hiç fena durmayacaktır.
Koyu tenli
Koyu tenli bayanların ruj seçimi de her zaman kolay olmamaktadır. Kiraz tonları, çikolata ve altın renkleri koyu tenli bayanların ruj renkleri arasında yer alır.
Popüler ruj renkleri
Pembe, kahverengi ve kırmızı her zaman en çok tercih edilen ruj renklerindendir. Ancak popüler olan rengi kullanmak yanlış bir seçim olacaktır. Örneğin dudaklarınız çok ince ise kırmızı ruj kullanımından kaçının.
Dolgun dudaklar
Dolgun dudak merakı, hemen her kadında vardır. Ruj seçerken de dudaklarını dolgun gösterecek özellikte rujlar ararlar. Mat renklerin dudaklarınızı olduğundan daha dolgun gösterdiğini unutmayın.
Esmer tene kırmızı ruj
Kıpkırmızı rujun en çok yakıştığı ten rengi esmerdir. Hele bir de ruju doğru uygularsanız çok daha çekici olabilirsiniz. Ruju taşırmamaya özen gösterin ve dudak kenarına bulaşan fazlalıkları silmeyi unutmayın. En önemlisi de bir peçete ile rujun fazlalığını alarak sabitleyin.
Ruj seçimi yaparken denemekten kaçınmayın. Aynalar, size bu konuda gerekli cevabı verecektir. Başkasına çok yakışan bir ruj, siz de çok iyi duramayabileceği gibi, gözünüze hiç de güzel görünmeyen bir ruj, sizin ten renginiz ile çok iyi uyum sağlayabilir.
more »

6 Ekim 2014 Pazartesi

Ten Rengine Göre Ruj Seçimi Nasıl Yapılır?


 
Makyaj çantanızda en az bir tane ruj kesinlikle vardır. Ruj kullanmayı sevmiyorum, diyen bir kadına pek rastlamamışsınızdır. Araştırmalar göstermektedir ki, kadınların yüzde 60’ı ruj sürmeden evden çıkmamaktadır. O halde makyaj malzemelerinden en çok tercih edilir olan ruju doğru renkte seçiyor musunuz? Bu yazımızda size ten rengine göre ruj rengi seçme tüyoları vereceğiz.
Kumral saç ve buğday tene uygun ruj rengi

Kumral saç ve buğday tene sahip olanlar, ruj rengi seçiminde şanslı olan gruptandır. Çünkü birçok ruj rengi kendilerine yakışmaktadır. Bu nedenle de, seçenekleri çok daha fazladır. Sadece dişleriniz çok beyaz değilse, koyu kahverengi ruj seçiminden mutlaka kaçınmanız gerekir. Pembe ve nüde renkleri buğday tenler için çok şık bir seçim olacaktır. Nude tonları seksi bir hava yakalamanızı sağlarken, pembe zarif bir bayan olmanıza yardımcı olacaktır. Tatil dönüşlerinde sahip olduğunuz bronz tenle ise, şeftali tonundaki bir ruj çekiciliğinizi ön plana çıkaracaktır. Sıcak toprak tonları, günlük makyajınız için ideal olurken, parti gibi özel günlerde de altın rengi rujlar hiç de abartılı durmayacaktır.

Kızıl saç ve beyaz tene uygun ruj rengi

Beyaz ten ve kızıl saçlara sahipseniz, yeterince iddialı görünüyorsunuz demektir. Sadece parlatıcı kullanmanız sizin için yeterli gelecektir. Ancak renk seviyorsanız, o zaman da portakal ve karamel tonlarındaki ruj renklerinden seçmenizi öneriyoruz. Kırmızı ruj da kullanabilirsiniz. Ancak biraz riskli bir tercih olacaktır. Çünkü kıpkırmızı bir ruj bembeyaz teninizi soluk gösterecektir. Kahveye yakın kırmızılar, kırmızı ruj isteyenlere yakışacaktır.

Sarı saç ve açık tene uygun ruj rengi
Sarı saç ve açık tenli bayanlar, zaten yeterince dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu yüzden makyaj yaparken renklerin ayrı bir önemi vardır. Pastel tonlarındaki ruj renkleri, sarışın bayanlar için çok iyi bir seçim olacaktır. Ama daha da iddialı olmak istiyorsanız kırmızı renkli ruj sizin için biçilmiş kaftan olacaktır. Akşam saatlerinde de çok daha iddialı olmanızda hiçbir sakınca bulunmamaktadır.

Siyah saç ve esmer tene uygun ruj rengi


Esmer tenlere günlük hayatta en çok yakışan renktir, pembe. Pembe ruj, esmer tenli ve siyah saçlı bayanların en önemli makyaj malzemelerinden biri olmalıdır. Bunun dışında, esmerler de ruj seçiminde şanslı gruptandır. Çünkü renk yelpazeleri yine çok geniştir. Mürdüm, kahverengi, kırmızı ve daha birçok renk sizin ruj renginiz olabilir. Tek dikkat etmeniz gereken nokta ise, çok açık renklerdeki pembe rujlardan kaçınmak ve pembenin abartılı ışıltılı rujlarından ise tamamen uzak durmaktır.
En güzel ruj renkleri
more »

26 Haziran 2014 Perşembe

Size Özel Güzellik Sırları


 
Birçok konuda fikrimiz vardır; ancak, bilgimiz yoktur. Cilt bakımı da, hepimizin bir şeyler bildiği ancak yeterli belki de fazlaca yanlışlar yaptığımız konulardan biridir. Kulaktan dolma süregelen bilgilerin doğruluğunu hep birlikte irdeleyelim.

Selülit, çok kahve içenlerin hastalığı mıdır? Güneş, sivilcelere iyi gelir mi?  Bilgilerinizi gözden geçirmeye, güzellik mitlerini gerçeklerle yüzleştirmeye ne dersin?

Bakalım doğruları ne kadar biliyorsunuz?
1- Kükürtlü sabun ile sivilcelerinizden kurtulun.
Bu sabunlar düzenli kullanıldığında bazik etkisi ile sivilce iltihaplarını kurutabiliyor, fakat sonrasında uygun bir nemlendirici kullanmak şart! Ayrıca bir kez kullanmak veya ara ara kullanmak da sonuç vermiyor.

2-Selülitler sadece fazla kilosu olanların sorunu değildir.
Selülit, bir dolaşım problemi… Bu yüzden zayıf-şişman herkesin karşılaşılabileceği bir sorun. Kilolu insanların selülitle daha sık karşılaşmalarının sebebi ise fazla kilolarından dolayı yaşadıkları dolaşım sorunu… Tabii bunun yanında genetik nedenler, kahve, kola tüketimi, doğum kontrol hapları, hareketsizlik de bu sorunu tetikliyor.

3- Selülitlerinizin düşmanı kola ve kahvedir.
Kola ve kahve gibi kafein oranı yüksek gıdalar, selülit oluşumunu tetikliyor!

4- Çatlaklarınızın baş düşmanı hızlı kilo alıp vermektir.
Bir zayıflayıp bir şişmanladığımızda vücut dengemiz hızlı bir şekilde bozuluyor. Cildimiz yeterince elastik davranış gösteremediğinde de çatlaklar oluşuyor.

5- Sabun cildinizin ph’ını bozarak kurutur.
Sabun içeriği itibariyle bazik bir ürün. Bu yüzden de ciltte kurumalara ve gerilmelere sebep olabiliyor.

6- Fondöten sürmek sivilcelerinizi arttırır.
Sivilcelerin iyileşebilmesi için hava ile temas etmesi gerekiyor. Fondöten içeriği yönüyle yağ bazlı bir kozmetik ve cildin hava ile temasını önlüyor. Ayrıca sürme anında sivilce iltihabının dağılmasına da sebep olabiliyor. Bu yüzden fondöten kullanıldığında sivilcelerin artması mümkün.

7- Sık sık banyo yapmanın cildinizi kuruttuğunu unutmayın.
Cildimiz asidik bir yapıya sahip. Sabun ve duş jeli gibi ürünler, cildimizi bazik seviyeye getiriyor ve bu da kurumalara sebep olabiliyor. Dolayısıyla duştan sonra mutlaka vücudu kremlerle nemlendirmek gerekiyor.

8- Yüzüstü yatmak cildinizin çok erken kırışmasına yol açar.
Nasıl ki aynı hareketi ve mimiği sürekli tekrarlamak o bölgenin daha hızlı kırışmasına sebep oluyorsa, sürekli yüzüstü yatmak da belirli bölgelerin daha hızlı kırışmasına sebep olabiliyor.

9- Yağlı ciltlerin de nemlendiriciye ihtiyacı vardır.
Nemsiz kuruluk ve yağsız kuruluk durumları ayrı kavramlar. Yağlı cilde sahip kişilerin de ciltlerini nemlendirmeleri, ancak su bazlı nemlendiricileri tercih etmeleri gerekiyor.

10- Ağda yaptıktan sonra sakın güneşe çıkmayın.
Ağda uygulaması özellikle yüz bölgesinde hassasiyet yaratıyor ve bu durum bazen lekelenmelere ve alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Bu yüzden ağda sonrası güneşe çıkmamak, çıkılacaksa da mutlaka koruyucu ürün uygulamak gerekiyor.

11-Tüyleri jilet ile almak sanıldığı gibi tüyleri kalınlaştırmaz.

Tüyleri jiletle almak kalınlaşmaya neden olmuyor. Sadece tıraş edilmiş kılın çıkarken ucu daha keskin olduğundan kalınmış imajı veriyor.

12- Pudra sürerek sivilcelerinizden kurtulamazsınız.
Pudranın sivilceyi kuruttuğu gözlense de, cildin hava almasını engellediği ve uzun vadede daha fazla sivilce oluşumuna sebep olduğu da bir gerçek.

13-Bacak bacak üstüne atarak oturmak çatlakların oluşmasına neden olmaz.
Vücuttaki çatlaklar ani kilo alıp vermekten kaynaklanıyor. Bacak bacak üzerine atarak oturmak çatlak problemine sebep olmuyor, ancak dolaşım engellendiğinden bacaklarda dolaşım sorunu yaratabiliyor.

14- Dikkat! UV korumaları içeren makyaj ürünleri kullanırken güneş kremi kullanmanız gerekmiyor.
Eğer ürünün içindeki “titanyum di oksit” oranı yeterli ölçüdeyse, ekstra güneş korumasına gerek yok. Ama normal ürünlerde olduğu gibi tekrarı mutlaka gerekli.
more »

16 Haziran 2014 Pazartesi

Güneş Lekeleri İçin Maskeler


Son zamanlarda hepimizin kabusudur, güneş lekeleri. Güneşin zararlı ışınları ciltte lekelenmelere sebep oluyor ve işin kötü tarafı üzerinden ne kadar çok zaman geçerse o kadar da lekelerden kurtulmak zor oluyor.
Cilt lekeleri pek çok kadının hayatını kabusa çevirebilir. Güneşe korunmasız çıkmak, güneşin en tepede olduğu zamanlarda bronzlaşmak için uzanmak lekelerin oluşumundaki en büyük etken. Ki artık şehir içinde normal zamanda bile korunmasız olarak dışarı çıkmayı hiçbir doktor önermiyor. Yaz tatiline gitmeden önce lekeler için yapacaklarınızı yapın, gerekli bakımları uygulayın ama güneşe çıkarken yine de tedbiri elden bırakmayın.
Biraz dikkat ve özen göstererek güneş lekelerinden rahatlıkla kurtulabilirsiniz.
Elma Sirkesi :
Aynı miktarlarda Su ve Elma sirkesini bir kapta kaynatın. Daha sonra bu karışım ile yüzünüze buhar banyosu yapın. Ayrıca gene aynı miktarlarda su ve elma sirkesini ile yüzünüzü 3-4 günde bir silerek de cilt lekelerinizden kurtulabilirsiniz.
Anason Tohumu :
Anason tohumları bir kaba konarak üstünü kapatıncaya kadar su eklenir ve kaynatılır. Tohumlar süzülerek atılır ve elde edilen su soğuduktan sonra cilde masaj yapılarak sürülmesi haline cilt lekelerin önlenmesi ve canlılık kazanması sağlanır.
Arpa Unu :
Arpa unu hamur haline getirilerek yüze maske halinde sürülür ve 2 saat süresince bekletilir. Bu işlem sonucunda yüzdeki lekeler yok olur.
Aşk Otu :
Aşk otu kökü kaynatılarak elde edilen sıvı, yüzdeki lekeleri yok eder.
Biberiye :
Biberiye, merhem haline getirilerek vücuda sürülerse cildi güzelleştirir, kırışıklıkları giderir. 2 gram kurutulmuş biberiye yaprağı ve çiçeği bir tas içinde 20 dakika kaynatılarak, vücut yıkandığında güzelleştirir, pürüzsüz hale getirir.
Bu uygulamaları akşamları yapmaya özen gösterin ve mutlaka güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu kremler kullanmayı ihmal etmeyin.
more »

18 Mayıs 2014 Pazar

Doğru Ruj Sürme Teknikleri


Kadınların vazgeçilmezlerinden olan rujların doğru tonlarda seçilmesinin önemi kadar, doğru kullanılması da çok önemlidir. Birkaç noktaya dikkat ederek rujunuzu sürerseniz rujunuz çok daha fazla kalıcı olacaktır. İhtiyacınız olan iki makyaj malzemesi; ruj ve rujla aynı tonlardaki dudak kalemi…

Dudak kenarlarınızdaki ruj kalıntıları

Renkli kalemlerle yapılan bazı yerlerdeki renklendirmeler, kreşteki çocukların resim dersinde yapılsaydı, komik olabilirdi. Ancak ruj ile yapacağız makyajın, 5 yaşında bir çocuğun yaptığı makyaj gibi durmasını istemiyorsanız, ruj fırçası kullanmanızı öneririz. Rujunuzu fırça ile ince bir tabaka olarak sürdüğünüzde, makyajınız daha güzel duracaktır. Fazla gelen boyayı, dudaklarınızdan taşan kısımları hafifçe mendille silebilirsiniz.

Dudaklarınızı dudak kalemiyle çevreleyin

Dudak kalemi hiçbir zaman belirgin olmamalı... Doğal dudak renginizi kaybetmeyecek şekilde gölgelendirme yapabilirsiniz. Rujla değil de dudağınızı çevreleyecek hafif bir kalem ile dudaklarınızı belirginleştirebilirsiniz.

Dudak üstü bölgenize dikkat!

Dudağınızın üzerinde olan tüyler hiç de hoş görünmez. Bıyık bölgenizi nemlendirin ve sonrasında istenmeyen tüylerden kurtulun. Böylece oluşacak kızarıklığın önüne geçmiş olursunuz.

Dudaklarınız çatladıysa

Ölü deriyi atmak için dudaklarınızı nemli bir havlu ya da yumuşak bir diş fırçasıyla nazikçe ovalayın. Rujunuzu sürmeden önce krem kullanın ve dudaklarınızın kremi emmesini bekleyin. Gün boyunca dudaklarınızı nemli tutmak için ya parlatıcı kullanın ya da rujunuzu dağıtmayacak şekilde kreminizi sürün.

Doğal makyaj

İşte altın kural! Diğer detayların dışında, doğru bir ruj, gündüz yapacağınız bir makyaj için mükemmel görünmenizi sağlar. Eğer dudağınızda deneyemiyorsanız, rujunuzu parmağınızda test edebilirsiniz. Nasıl bir şey alacağınız konusunda kararsızsanız, dudaklarınızı belirginleştirecek renkleri seçin.

Dişlerinizdeki ruj izlerini unutmayın

Rujunuzu sürerken, ağzınızı kapalı tutun. Dişlerinizin de boyanmasına gerek yok ve tabii ki dişlerinizdeki ruj lekelerini silme zahmetine girmenize.
more »

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Cildinize Her Gece Maden Suyu


Elinizin altında, buzdolabında bulunan maden suyunun cildinizi besleyip onaracağını hiç düşünmüş müydünüz? Maden suyunu evinizde bulundurmayı hiç ihmal etmeyin. Çok basit ve etkili olan bu mineralli su kısa sürede vazgeçemeyeceğiniz güzellik iksirleriniz arasında bulunacaktır.

İhtiyacınız olan tek şey

Çok fazla mineral içerdiği için insanlar onu içiyor. Ama maden suyunu yüzünüze püskürtürseniz cildinizin  canlanacağı ve sıkılaşacağını göreceksiniz. Püskürtmeli tonik şişelerinizi atmayın. İçini iyice yıkayın  maden  suyu doldurun.

Deriyi canlandırmak için her akşam  önce cildi temizleyin. Sonra maden suyunu hafifçe  sıkın. Mineraller cilt tarafından emilsin diye iyice kurumadan yatmayın. Özellikle gözenek sorunu yaşayanlar için düzenli kullanımda yararlı.

İskandinav kadınları

Birçok  kozmetik ürününde maden suyu kullanıldığını unutmayın.  İskandinav kadınlarının ciltlerinin güzelliğinin nedeni bu uygulama..  Kuzey kadınlarının sürekli kullandıkları maden sularında güzelliklerinin sırrı saklı.  Bu arada  buzdolabında tutmayı ihmal etmeyin.
more »

13 Nisan 2013 Cumartesi

Saç Dökülmesi ve Zeytinyağı


   Stres, adet dönemi, doğum sonrası, vitamin eksikliği, kansızlık vs. çeşitli problemler... Dökülür de dökülür, hep bir bahanesi vardır. Kimi zaman da, kan tahlillerine baktırılır, diğer testler yaptırılır, saç dökülmesine neden olacak hiç bir sebep bulunamaz.

     Sabahları yastıktan, halıların üzerinden, her yıkamada küvetten topladığınız avuç avuç saç telleri mutlaka bir sorun olabileceği ihtimalini diretir zihninizde. Saçlarınızı taramaktan korkar, tek tek omuzlarınıza düşen saç tellerinizi sayamaz olursunuz.

     Her sabah aç karnına alacağınız bir tatlı kaşığı sızma zeytinyağının etkisini bir ayın sonunda görebileceksiniz. Zeytinyağının hücre yenileyici olmasından ve E vitamini barındırmasından kaynaklanıyor olsa gerek saçta yarattığı bu mucize. Bununla da kalmayıp, cildinizdeki nemi ve tazeliği de çok rahat gözlemleyebilirsiniz.

    Düzenli bir kullanımın sonunda sizler de deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz.
more »

17 Şubat 2013 Pazar

Parabensiz Ürünler


  Kullandığımız birçok üründe paraben ve türevlerinin bulunduğunu, bu maddelerin  de kanser yaptığını öğrendim. Ürünlerin içeriğine bakıp, o küçücük yazılar arasında paraben arıyorum. Daha önce de söz ettiğim gibi, market raflarında parabensiz bir ürüne rastlamak mümkün değil idiyse de, son günlerde az da olsa parabensiz ürünlerin bulunduğunu görüyoruz. Hatta belirtme gereği duymuşlar paraben bulunmaz diye, sanki marifetmiş gibi! Bunları paylaşmaya karar verdim. Amacım daha bilinçli tüketimler yapabilmek ve zararsız ürünleri arayanlara ulaşabilmek. Kendi kullandıklarımı paylaşacağım. Sizler de bana katılarak, kullanmış olduğunuz parabensiz ürünleri yorumlarınızda yazabilirsiniz.

     Önce şampuandan başlayalım: Uzun arayışlar sonrasında, içeriğinde önlem almayı gerektirecek katkı maddelerinin olmadığını öğrenerek Otacı Şampuan’a yöneldim. Isırgan otlu olanını kullanıyorum. Bitkisel bir şampuan olduğu için öyle parfümlü kokular barındırmıyor. Gönül rahatlığı ile kullanıyorum

more »

18 Kasım 2012 Pazar

Tırnak Bakımı


Zararlarını bilsek bile makyaj malzemelerinin cazibesinden alamıyoruz kendimizi. Özellikle beni en çok çeken oje, direkt ilgi alanıma giriyor. Gülkurusu, sedefli beyazlar, hiç vazgeçemediğim renkler arasında. Bunun yanında havasız kalan tırnaklarım ve asetonun verdiği zararlar içimi sızlatsa da, yine de vazgeçemiyorum bu sevimli renkli şeylerden.

Ojeden vazgeçemem diyor, ama tırnaklarımı desteklemek, bakımını yapmak adına yapabileceklerimizi merak ediyorsanız işte:

Asetonla ojelerimizi temizledikten sonra, mutlaka ellerimizi bol suyla yıkayarak mümkünse sabunla, tırnaklara masaj yaparak asetonun kalıntılarından kurtulmaya çalışmalıyız.

Sonrasında salatalarda kullandığımız limonun posasının üzerine biraz tuz dökerek, bu tuzlu limonla tırnaklarımızı ovalamalıyız. Biraz bekletip, öyle yıkayabiliriz.

more »

11 Kasım 2012 Pazar

Doğal Peeling



Güneşli havalar, bizi bir süreliğine terk etti. Ama bu bulutlu günleri de en güzel şekilde değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. Kış günleri ile birlikte peeling için en uygun tarihler içerisine de girmiş bulunuyoruz. Peeling işlemi, cildimi çizme endişesi yüzünden beni hep korkutmuştur ve uzak durmuşumdur. Ama iyi ki denemişim; sonuçtan çok memnun kaldım, sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Eşit miktarlarda mısır unu ile kili karıştırıyoruz. Biraz el kremi, biraz da su ekleyerek krem kıvamına getiriyoruz. Bunu istediğimiz bölgeye sürüp, biraz kuruduktan sonra hafifçe ovarak çıkarıyoruz.

Ellerde ve yüzde harika sonuç veriyor. Hiçbir kremin veremediği yumuşaklığa sahip olduğumuz gibi, ölü derilerden de tamamen arınmış oluyoruz.

Ben ilk defa denedim; harika sonuç verdi. Cildim yumuşacık ve kadife gibi oldu. En önemlisi, aynaya her baktığımda cildimin yenilendiğini ve tazelendiğini görüyorum.
more »

14 Ağustos 2012 Salı

İstenmeyen Tüylere Çözüm



      Biz, bir gayretle köklerini kurutmaya çalıştıkça, onlar, yenilenmeye devam ederler. Ömrümüz elverdiğince istenmeyen tüylerle mücadelemiz sürer. En azından geç çıkmasını istemekle yetiniriz. İşte bu tüyleri yok etmenin sırrı limonda gizlenir.


     İstenmeyen tüyleri herhangi bir yöntemle ama kökten aldıktan sonra, taze kesilmiş limon suyunu hemen bu bölgeye sürüyoruz. Ciddi anlamda bir yanma hissiyle acı çeksek de, sonuçları için buna değiyor.

        Tüylerin bir daha çıkma süresi uzuyor. Bu uygulamayı alışkanlık hâline getirdiğimiz zaman tüylerde incelme, azalma ve uzun süreli kullanımlarda tamamen yok olma söz konusu oluyor.

     Not 1:  Epilasyonun ertesi günü kese yapıp, limon suyunu öyle sürmek çok daha etkili oluyor.

     Not 2: Eğer bu limon suyunu bebe pudrası ile karıştırarak sürersek; uyguladığımız bölgede harika bir ten beyazlığı ve bebeksi yumuşaklık elde ediyoruz.

more »

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Acısız Epilasyon


        Nedir bizim bu epilasyon yaparken çektiğimiz acılar? Hepsini toplayabilseydik, bir tepecik oluşturabilirdik belki de. Hem ciddi anlamda canımız yanıyor, hem de bir türlü kurtulamadığımız minik tüyler, can sıkıcı oluyor. En kötüsü de, hava şartları, bizi çok zorluyor. Örneğin; sıcak havalarda cilt nemlendiği için epilasyon yapmak iki katı zorlaşıyor.

     Ama bebe pudrası, bunların hepsine birden çözüm oluyor.

     Epilasyon öncesinde pudramızı güzelce sürüyoruz. Daha sonra, uyguladığımız yöntemi kullanarak, istenmeyen tüylerden kurtuluyoruz.

    Çektiğimiz acıyı ciddi anlamda azaltıyor. Özellikle de epilasyon aletine gelmeyen minik tüylerin kolaylıkla makineye tutunmasını sağlıyor. Bir de uygulama yapacağımız bölgenin nemlenmesini engelleyerek, süreci kısaltıyor ve işlemimizi inanılmaz kolaylaştırıyor.

more »

9 Ağustos 2012 Perşembe

Dudak Dolgunlaştırma


    Bunu ilk duyduğumda soru işaretleri belirmişti kafamda, ama denemekte sakınca görmedim. Bilgileri mantık süzgecinden geçirdikten sonra, arta kalanları uygulamakta bir sakınca olmadığını düşünüyorum.

     Dişlerimizi fırçaladıktan sonra aşağıdan yukarıya doğru fazla bastırmadan dudaklarımızı da fırçalıyoruz. Sonrasında bol suyla yıkayarak nemlendirici sürüyoruz, kurumasını engellemek için.

     Bu bir peeling yerine geçtiği için dudaklara doğal bir pembelik ve dirilik geliyor. Üzerine süreceğimiz ruj, çok harika duruyor. Ölü tabaka yok olduğu için pürüzsüzleşiyor. Eğer dudak fırçalamayı alışkanlık hâline getirebilirsek, doğal botoks etkisi gösteriyor ve dudaklar daha belirgin oluyor.

     İkinci katkısı ise ağız kenarları ve dudaklarımıza yerleşen bakterilerden de kurtulmuş olmamız.

more »

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Ayak Bakımı


      Zeytinyağı, E vitamini barındırdığı için cildi besler.

     Ayçiçek yağı da bol miktarda nem barındırarak, cilde nemi hapseder ve harika bir kayganlık verir.

     İşte bu yüzden, her ikisini karıştırıp ayaklarımıza masaj yaparak yediriyoruz. Sonrasında üzerine bol limon suyu sürerek masaj yapmaya devam ediyoruz. Limonu sonradan sürme sebebimiz; bu yağların ayaklarımıza daha derinden işlemesi ve yağlılık hissini azaltmasıdır. Ayaklarımız bu karışımı emdikten sonra bir çorap giyerek yatabiliriz.

     Sonuçlarından çok memnun kalacaksınız. Hem yumuşacık, hem de kaygan bir ten hâlini alıyor. Ellerimize de uygulayabiliriz.

     El ve ayak bakımlarını gece yaparak uyumak, daha faydalı sonuçlar veriyor; çünkü sabaha kadar kalarak hem daha uzun süreli bekletme şansımız oluyor, hem de hücrelerimizin yenilendiği saatlerde cildimiz, toprağın suya kandığı gibi bütün vitaminleri içine hapsediyor.

 






more »

7 Ağustos 2012 Salı

Güzel Ellerin Sırrı


     En başta ellerimiz yaşlanıyor galiba. Ya da sürekli ön planda oldukları için, gözümüze ilk önce ellerimiz çarpıyor. Yaz-kış fark etmiyor. Sürekli nem ve bakım istiyor. Su, sabun, deterjanlar hepsi aleyhimize işliyor sanki. Bizi erken kırıştırmak için birbirleriyle yarışıyorlar.

     Çoğu zaman, kullandığımız günlük kremler yeterli gelmiyor.

     İşte portakal ve greyfurt burada devreye girerek bize kalıcı ve harika güzellikler getiriyor. Çok fazla zaman ayırmaya ve itina göstermeye gerek yok. Kendimize şirin bir meyve tabağı oluşturduğumuzda, bir dilimini de ellerimize ayırarak çok kazançlı çıkabiliyoruz. Bir dilim greyfurt ve kimi zaman da portakalı ellerimize yedirerek daireler şeklince masaj yapıyoruz. Sonrasında da yumruklarımızı açıp kapatarak bu meyve sularını ellerimizin iyice emmesini sağlıyoruz. 20-30 dk beklettikten sonra bol suyla duruluyoruz.

     Sonucu ben yazmayacağım. Deneyin, kendiniz görün ilk seferdeki farklılığı. Alışkanlık hâlinde getirip uzun süreli kullanımın sonuçlarını da yine zamanla görmüş olacağız.



more »

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kuru Ciltlerin Bakımı



      Annemin cildi çok pürüzsüz ve güzeldir. Cildinin çok hassas ve kuru olması, bizi birazcık yordu ve araştırma yapmamızı sağladı. Aşırı kuru olduğu için günde çok kereler nemlendirici sürmesi gerekiyordu; aksi halde inanılmaz gerilip çatlıyordu. Zaman zaman pul pul soyulmalara kadar gidiyordu. Zetinyağını dahi sürdüğünde, yüzünden anında yok olacak kadar emilim sağlıyordu.

   Kuru ciltlerin ya suya ya da yağa ihtiyacı olduğunu öğrenerek, hem yağ bazlı, hem de su bazlı kremler denedik. Birçok markanın hassas ve kuru ciltler serisini kullandık ama nafile. Bu kremler yetersiz geldiği gibi bir de alerjen durumlar söz konusu oluyordu. Doktorun da önerileri çözüm olamıyordu.

   Cildimiz her geçen gün daha da hassaslaşıp, döküntülü ve kırmızımsı hallere bürününce bu nemlendiricilerden ister istemez vazgeçmek zorunda kaldık.

   Hassas cilde zarar vermeyecek üç tane meyve tespit ettik: Salatalık, elma, siyah üzüm.

   Salatalığı ince dilimleyip, yüzümüze yerleştiriyoruz. Elmayı kabukları ile beraber rendeleyip suyunu çıkarıyoruz ve kompres yapıyoruz. Siyah üzümün de suyunu sürerek cildimizde bekletiyoruz. En az yarım saat bekletiyoruz. Dönüşümlü olarak meyveleri kullanıyoruz. Harika sonuçlar alıyoruz.

      Burada en ince nokta; bu meyvelerin pazardan, köylülerin yetiştirmiş olduğu tazecik ürünlerden tek tek seçilerek alınmış olmasıdır.

    Annemin cildinin bu kadar kuru hâlden böyle sakinleşmiş bir cilde dönüşmesi bizi hem çok şaşırttı, hem de çok mutlu etti. Bu meyvelerin taze olması ve bekletilmeden vitaminlerinin cilde verilmiş olması çok işe yaradı. Canım annem de artık sadece herkes gibi gün içerisinde bir kere sürmüş olduğu nemlendiricisiyle yetinebiliyor. Uzun uğraşlar sonucunda alkolsüz ve parabensiz bir nemlendirici artık yeterli geliyor. Hiç krem sürmediği günler dahi oluyor.

 


   


more »

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Kefir Maskesi



    Deneyimlemiş olduğum ve sonuçları itibariyle beni tatmin eden bilgileri paylaşmayı çok seviyorum. Başka birisinin de deneyip, aynı heyecanla aldığı sonucu bana iletmesinden de ayrıca hoşlanıyorum.  Kendimizi iyi hissetmek için yapacağımız yegâne şeylerden biri de bu maskeler olsa gerek.

     Bize yetecek kadar, özellikle evde yapılmış kefiri yüzümüze, dekoltemize ve hatta ellerimize hafif masaj yaparak, aşağıdan yukarıya güzelce yediriyoruz. Göz çevresi de dâhil. Bunu fırçayla, pamukla falan değil, aksine ellerimizle hissederek sürüyoruz. 20 dk beklettikten sonra direkt duşa giriyoruz; çünkü yağlı bir içerik olduğu için kokusu biraz sıkıntı yaratabiliyor.

     Bu maskeyi duştan önce yapıyorum ve sonrasında yıkanıyorum.

     Aynaya baktığımda cildimin çok tazelendiğini ve parladığını görüyorum. Bir kere yapmış olmak dahi cilde bir can veriyor. Çevredekilerin hemen dikkatini çekiyor zaten. Hangi kremi kullandığımızı sorarız ya bıkmadan!

     Kurtarıcı maske diyorum ben buna. En sevdiklerimizi görmeden hemen önce,  kameralara kaydetmek istediğimiz anların hemen önünden yapılacak bir güzellik iksiri.

  
Daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilmek için http://www.fiskosta.com/kefir-maskesi.html  
  
   Sivilcelerinize kesin çözüm

  Doğal yüz temizleme losyonu
more »

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Bebe Şampuanı ile Yüz Yıkama


     Temizlenmiş bir cilt, güzelliğin hep ilk adımı olmuştur; çünkü mat bir cilt, ne kadar makyaj yaparsan yap, kendini gizleyemiyor.

     Sabah uyandığımda cildimi parlak ve canlı görmek, yüzümde direkt bir gülümsemeye neden oluyor. Onca arayışıma rağmen beni memnun edecek bir cilt temizleme ürünü bulamadım. Uzun süreli kullanımlarda, cildimdeki gözeneklerin büyümesine neden oluyordu. Bu durum da beni çok üzüyordu.

     Spreyli bir şişeye maden suyu ve biraz da bebe şampuanı ekleyerek, bu karışımı cildimin temizliğinde kullandım. Cildim çok parladı ve düzenli kullanım sonucunda gözeneklerimin tekrar eski haline geldiğini gördüm. Artık makyaj temizliğinde de, günlük cilt temizliğinde de sürekli hazır bulundurduğum bu karışımdan vazgeçmiyorum.

     Maden suyunun içerisindeki mineraller, cildimi besliyor, bebe şampuanı ise cildimi yıpratmadan arıtıyor.
more »

29 Temmuz 2012 Pazar

Karanfille Saç Bakımı


     Bazı dönemlerde kahverengiye olan düşkünlüğüm artar. Özellikle saçlarda, parlak kahverengileri kimi tenlere çok yakıştırırım. Kendi saçlarımda bir kumrallık hâkim olduğu için, tonunun daha yumuşak bir tarçınlığa çalması hoşuma gidiyor.

     İşte bu dönemlerde saçlarımda karanfili kullanmayı hiç ihmal etmiyorum.

     Bir çay bardağı kadar sıcak suyun içerisine yaklaşık 10 tane kuru karanfil atıyoruz. Ağzını kapatıp demlemeye bırakıyoruz. Bu karışımı bir gün boyunca bekletip, daha sonra süzüyoruz. Zaten bu suyun siyaha kaçan bir renge dönüştüğünü görüyoruz. Bu karanfilli suyu da şampuanımıza katarak, her yıkamada karanfilin suya süzüldüğü o güzel rengin saçlarımıza temas etmesini sağlamış oluyoruz.

     Her yıkamada şampuanı çalkalamamız gerekiyor. Saçları durulamadan önce şampuanı beş dakika saçımızda bekletmemiz yeterli geliyor. Bu pratik yöntemi uyguladığımızda ister istemez, elde ettiğimiz bu tarçına benzeyen renk, saçlarımıza oturuyor ve harika yansımalar elde etmemizi sağlıyor.







more »

Kefir Maskesi



    Yapısal olarak ince telli saçlara sahip olduğum için, kendimi bildim bileli saç bakımı konusu hep ilgimi çekmiştir. Nerede bu konuyla ilgili bir yazı görsem, okumuş, çevremde sağlıklı ve parlak saçlara sahip insanlara bunun sırrını sormuşumdur.


     Birçok yerde, saç köklerinin dıştan verilen hiçbir şeyle beslenemeyeceğini, saçları yalnızca içten gıdalarla beslemek gerektiğini okumuştum. Dışarıdan uygulanan birçok bakımın zaman ve maddi kayıp olduğu söyleniyordu. Sonrasında da bir makalede derinin sünger gibi olduğu ve gözeneklerinin olduğu yazıyordu. Yani dışarıdan ne verirsen bunu emdiğini belirtiyordu. Bu bilgi benim çok hoşuma gitmişti. Demek ki saç kökleri dışarıdan da beslenebilirdi.

     Çeşitli besleyici yağlar, yumurta sarıları, vitamin ampulleri... Birçok saç bakım kürleri denedim. Ama gerçekten sonuç aldığım, beni tatmin eden sırlı saç bakımı formülümü sonunda bulmuş olduğum için çok mutluyum.

     Saçlarımıza yetecek kadar kefiri (örneğin 3 kaşık), bir kaşık deniz tuzu ile karıştırıyoruz. Tuzlar eridikten sonra, saç diplerimize masaj yaparak yediriyoruz. Saçlarımızı hava almayacak şekilde streç film ile sararak kapatıyoruz. Zamanımız el verdiğince, yaklaşık 2-3 saat sonra yıkıyoruz. Haftada bir defa da bakımımızı yapmaya devam ediyoruz.

     Kefirin ne kadar besleyici olduğunu hepimiz öğrendik artık. İçerisine konulan deniz tuzu, barındırdığı mineraller sebebiyle saçı besleyip, derideki oluşmuş olan kaşıntı, bakteri vb sorunları pişirerek iyileşmesine yardımcı oluyor. Ayrıca gözenekleri sıkıştırıp saç dökülmesine mani oluyor. En önemlisi de, saç köklerini güçlendiriyor.

     Benim saç diplerimdeki sürekli kaşıntılardan eser kalmadı. Saçlarım çok parlayıp canlandı. Beni en çok heyecanlandıran ve mutlu eden ise saçlarımda ciddi bir gürleşme sağlamış olmasıdır. Saçlarımın önleri varoluşumdan beri biraz seyrektir. Orada saç kökü olmadığı için saç çıkışı sağlanamaz sanıyordum. Ama oralarda bile ciddi saç artışı gözlemledim.  
     Artık sağlıklı saçların sırrını aramıyorum. Bu bilgiye ulaşmamı sağlayan Suna Dumankaya'ya teşekkür borçluyum.

Ayrıntılı bilgi için:http://www.fiskosta.com/sac-dokulmesi-icin-dogal-maske.html

Güzelliğin 4 sırrı
more »